Bebeğiniz sizi neden seviyor, biliyor musunuz?

Bebeğiniz sizi neden seviyor, biliyor musunuz?

Yeni bir bebek anne-babası için daha önce bilmedikleri cinsten bir sevgiyi ve bir yandan da sorumluluğu beraberinde getirir. İlginç olan bebeklerin de doğdukları andan itibaren ebeveynlerine yönelik ciddi bir ilgi ve sevgi besledikleri gerçeğidir…

Evet, onu çok seviyorsunuz; ancak yaptığınız tek şey, her daim bir ihtiyacı olan yeni insanı memnun etmeye çalışmak gibi. Yeter ki ağlamasın; sütünüzü, bedeninizi, kollarınızı, tüm dünyanızı alabilir. Peki karşılığı? Derinlerde bebeğimizin de bizi sevdiğini çok iyi biliyoruz. Henüz gülümsemiyor ya da sevgisini dile getiremiyor olabilir ama dünyanın tüm süt kaynakları önüne serilse, yine de size yönelir ve bunu yapmasının sebepleri var:

Sesiniz ve kokunuz onun için harika

Bebekler annelerini hemen tanıyabilirler. Bebek yeni doğduğunda görüşü pek de iyi değildir ama annesi sakin bir ses tonu ile konuşmaya başladığı anda ona doğru döner ve gözlerini açar. Çünkü tüm hamilelik boyunca rahimden annesinin sesini dinliyor. Yeni doğan bir bebek, aşina olmadığı ses ve koku yüzünden başını yabancı insanlara doğru dönmez.

Onu besliyorsunuz

İster meme ister biberon; bebeğinize verdiğiniz süt, beslenmeden çok daha fazlasını sağlıyor. Bebeğiniz açlıkla ağlamaya başladığında, sorunun ne olduğunu bilmiyor aslında. Siz de sihirli bir şekilde her şeyi düzeltiyorsunuz. Her beslenme zamanı ona, onunla ilgileneceğinizi söylüyorsunuz. Ve dersini öğrendikçe, işler ikiniz açısından da kolaylaşıyor. Eğer ebeveynler bebeklerinin ihtiyaçlarının karşılanacağını anlayabilecekleri şekilde tepki verirlerse, bebekler de yaklaşık 3. aydan itibaren daha az ağlamaya başlıyorlar.

Yüzünüze bayılıyor

Yeni doğanlar, yemekten başka pek bir şey yapmazlar. Yemek saatlerinde gözleri biraz eğlence arar ve ana eğlence anne ya da babadır. Bir bebeğin odaklanacağı objelerden ilki, yüzler. Bebeklerin görüş alanları, yaklaşık 25-30 cm arasında; yani memeden ya da biberondan yukarıyı izleyebilmesini sağlayacak ideal mesafe. Nasıl siz bebeğinizi emzirirken gülümsemesiyle kendinizden geçiyorsanız, bebeğiniz de karşısında duran yüzü gördükçe aynı şeyleri hissediyor.

Ağladığında onu rahatlatan sizsiniz

Bebekler, şımarmaz. Eski jenerasyon ne söylerse söylesin, her ağladığında bebeğinize koşmanızda hiçbir sakınca yok. Onu ne denli rahatlatırsanız, o kadar iyi. Şımarabilmek için düşünebilmeyi sağlayacak bilişsel hafızaya ve düşünsel becerilere sahip olmak gerek… Bebekler henüz o noktaya ulaşamamış oluyorlar ve talepleri sadece yaşamsal ihtiyaçlardan ibaret.

Tüm doğru hareketlere sahipsiniz

Bebeğiniz, son dokuz ay boyunca sizinle hareket etti; bunu bir salıncak, kanguru ya da yalnızca kollarınızla bile sürdürmeniz, onun için mutluluk verici. Hatta en basit rahatlatma hareketleri bile inanılmaz bir şekilde tanıdıktır; sırtı sıvazlanan bebekler, hamilelikte annelerinin karınlarını okşayışlarını hatırlarlar. Yürüyüşünüz ve ahreketlerinizin ritmini de tıpkı ses tonunuz gibi yadsınamaz bir şekilde aşinadır.

Fırtınada limanısınız

Bir bebek için, markete gitmek bile sayısız uyaran demektir; uyumakta sıkıntı çekmek dahi bunaltıcı olabilir. Böyle bir şey olduğunda, bebeğiniz size yönelir. Sakinseniz eğer, enerjiniz bebeğinize her şeyin iyi olduğunu, onunla ilgileneceğinizi söyler. Ebeveynliğin en kritik noktalarından biri, bebeğin verdiği işaretleri okuyabilmektir. Bebeğinizin bir şeyden bıktığını hissettiğinizde ve buna göre hareket ettiğinizde, ikinizin bir takım olduğu ve onu mutlu ve rahat hissettirmek için uğraşacağınız fikrini aşılamış olursunuz.

Sınırları öğretensiniz

Sınırları olan bir bebek, dünyada güvende olan bir bebektir. Sınırlar, bebeği yanan parmaklar ya da kınanmak gibi sonuçlardan korur. 4 aylık bebeklere bile birtakım sınırlamalar öğretilebilir. Örneğin bebek arabasına her oturttuğunuzda bebeğiniz saçlarını çekmeye başlıyorsa, geç kalma pahasına, onu arabadan indirin ve saç çekmenin yanlış olduğunu anlatın. Bunu öğrenene dek tekrarlayın. Biraz vakit alacaktır; ancak öğrenebildiğini göreceksiniz. Bu tür rehberliklerle, nihayetinde başının çaresine bakabilmesini sağlayacak kuralları öğretmiş olacaksınız.

Onunla konuşuyorsunuz

Bebeğiniz tepki verebilecek yaşa geldiğinde, ona çoktan binlerce kelime söylediniz. Altını değiştirirken, yemeğini yedirirken ya da birlikte markete gittiğinizde, ona her şeyi tek tek anlattınız.

Dünyanın dilini, sizin aracılığınızla öğreniyor

Bebeklerin algılayabilme becerileri, kendilerini ifade edebilme becerilerinden çok daha güçlüdür.Birinci doğum gününe yaklaşan bebeğiniz konuşmaya çalıştığında, onu sizden iyi hiç kimse anlayamaz. Bu zamanlarda bebeğinizin talimatlara uyabildiğini de fark edebilirsiniz, üzerini çıkartırken kollarını kaldırması gibi. Bu algılama halini fark ettiğinizde, ona işaret diline dair bir şeyler öğretebilirsiniz – eller, ses tellerinden çok daha beceriklidir

Onu güvende tutuyorsunuz

Emekleyen bebeğin güvende olabileceği bir ev ve hatta bir oda yapmak, hiç de kolay değildir. Yere inmeniz ve yerdeki çekici şeyleri onun seviyesinden görmeye çalışmanız gerekir. Eğer görebildiği şey bitkilerse, onlara doğru emekleyecek ve toprakla oynayacaktır. Bitkileri birkaç aylığına başka bir yere kaldırmak, banyo kapısına kilit koymak ve kırılabilecek eşyaların yerini değiştirmek, bebeğiniz için almanız gereken öncelikli tedbirlerdendir.

Onu seviyorsunuz – ve o da bunu biliyor

Karnını gıdıklamak, bekleyen ağza bir uçak dolusu kaşık uçurmak ya da yatakta sarılmak; her gün, bebeğinize, ona gönlünüzü kaptırdığınızı iletecek şeyler yapıyorsunuz. Onu çok seviyorsunuz ve o da bunu benliğinin her zerresi ile biliyor. Ve elbette o da sizi çok seviyor!

Post a Comment