Karşılıksız Aşk



Karşılıksız Aşk

Sevgisiz hiçbir canlı yaşayamaz. Hayvanlar ve bitkiler dahil. Her şey sevgi çekirdeğinden oluşmuştur. Bilginin özü de ancak sevgi ile verilebilir. Sevgi vermektir, hizmet etmek ve birlik olmak ve paylaşmaktır…

Peki… Sevmeyi biliyor muyuz?

Bütün dinler ve ilahi felsefeler sevginin gerçek değeri üzerinde durmuş ve önemini çeşitli şekillerde ifade etmişlerdir. Aslında bu kelime insanoğlunun elinde zorda kaldıkça kullandığı bir silah gibidir. Elde etmek için sevdiğimizi söyleriz. Kendimizi acındırmak için sevilmediğimizden yakınırız. Derinlerde sevginin anlamını gerçekten bilen ve anlayan çok az insan vardır. Hemen hemen her konuda heyecanların bittiği, alışkanlıkların başladığı yerde sevgi önem taşır. O kadar önemlidir ki, sevgi kelimesinin üzerindeki değerlere sahip olabilen insan, şefkati, fedakârlığı ve beklemeden vermeyi içinde barındırdığı müddetçe hayatı kavrar. Çünkü gerçek sevgide karşılık beklenmez.

Günümüzde yaşanan sevgiler genellikle menfaatler ve alınan hazlar üzerine kurulur. Hâlbuki gerçekten seven ruhlar hesap yapmaz, sadece kayıtsız şartsız sever. Annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız sevgi gibi… Ve çocuğun annesinden dayak yese bile `anne“ diyerek ağlaması gibi


Hayatın özü sevgidir. Sevgisiz hiçbir canlı yaşayamaz. Hayvanlar ve bitkiler dahil. Her şey sevgi çekirdeğinden oluşmuştur. Bilginin özü de ancak sevgi ile verilebilir. Sevgi vermektir, hizmet etmek ve birlik olmak ve paylaşmaktır. Kendisi için hiçbir şey isteme ihtiyacını duymamaktır. Verirken vermekten dolayı yaşanan mutluluk duygusu alırken yoktur. Onun için sevgi vermektir ve sevgiden daha güçlü bir duygu yoktur.

Sevgi içten, kalbinin tüm damarlarından, beynin milyonlarca hücresinde hissedebileceğiniz bir duygudur. Öyle ki karşındaki insanı gördüğünüzde hepsi allak bullak olmalı. Yüreğin öyle bir çarpmalı ki karşındaki insan görmese, duymasa bile hissedebilmeli. Onun hakkında konuşurken dilin değil, ilk önce gözlerin konuşmalı, gözlerindeki ışıktan her şeyi anlamalı karşındaki sevgi sürekli almak olmamalı, sevgi içindeki kuşkuları, hüzünleri barındırmayan kutsal bir duygu olmalı.

Sevgi öyle bir duygudur ki, verdikçe artar, paylaşıldıkça büyür. Ama aptallıkta aynen öyledir; verdikçe artar, paylaşıldıkça büyür. Üstelik sevgi ile aptallık arasındaki ilişki sadece ikisinin de paylaşıldıkça artmasında, verdikçe büyümesinde değildir. İkisinin arasında çok daha derin, çok daha anlamlı bir ilişki daha var ; Sevgi akılla birleşmediği zaman, derhal aptallığa dönüşebilir.

Uzmanlar diyorki;

Aşkın güçlü, yoğun ve en coşkulu hissedilen ruh hali olduğuna vurgu yapan uzmanlar, mutluluk ve haz veren aşkın karşılık bulmadığında tabloyu tam tersine çevirebileceğini söylüyor. Uzmanlar, aşkın karşılık bulamaması halinde kaygı, öfke, çaresizlik ve acı gibi karmaşık duyguların yoğunlaşmasıyla saplantılı hale dönüşüp zarar verici olabileceğini hatırlatıyor.

“Saplantılı aşık olan kişi de muhakeme etme bozulur. En önemli hedef ve motivasyon kaynağı ilişkinin karşılık görmesidir. Tüm enerji buna harcanır. Karşılık görülmediğinde telefon ederek, yoluna çıkarak, haber yollayarak temas halinde olmak için çaba harcanır. Bu şekilde kontrol sağlanmaya çalışılır. Kontrol edilmeye çalışılan kişi korku, öfke ve mutsuzluk yaşar.

Aşık olan kişide onu takip ederek, suçlamalarda bulunarak süreci yönetmeye çalışır. En tehlikeli kısım ilişki ile ilgili umudu bittiği anda kişi mutsuzluk, boşluk hissi, abartılı duygular, öfke ve sevgisinin karşılığını alamadığı için intikam duygusu ile girişimde bulunur. Saplantılı aşık olan kişide yargılama bozulur. Takıntı yapmak duygusal kontrolü ortadan kaldırır. Özellikle kişi karşısındaki kişinin haklarına ihlal eden, başkaların duygularını önemsemeyen ve düşünmeden davranan kişiler ise durum daha da vahim bir hal alır. Bu özelliklere sahip saplantılı kişide aşkla birlikte muhakeme duygusu ortadan kalkar. Karşılık bulamayınca, karşı taraftan istediğini alamayınca, otorite ile karşılaşınca (yasa, kural, polis…) saldırgan, yok edici şekilde davranabilir.”



Post a Comment