Bu yıl 44’üncüsü düzenlenecek İstanbul Film Festivali’nde ön plana çıkan ve kaçırılmaması gereken filmleri keşfedin.
44. kez düzenlenen İstanbul Film Festivali, sinemaseverleri unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor. Dünya prömiyerini büyük festivallerde yapmış ödüllü yapımlardan, usta yönetmenlerin yeni filmlerine; bağımsız sinemanın en çarpıcı örneklerinden, klasiklere uzanan geniş seçkisiyle festival, sinemanın büyüsünü şehirle buluşturuyor. Eğer hangi filmleri listenize eklemeniz gerektiğini merak ediyorsanız, işte 44. İstanbul Film Festivali’nde kaçırmamanız gereken filmler!
Köln 75
“Köln 75” filmi, Keith Jarrett’ın efsanevi 1975 Köln konserinin perde arkasını anlatan etkileyici bir müzik biyografisi. Film, sadece sanatçının performansına değil, bu unutulmaz anın gerçekleşmesini sağlayan genç bir kadının azmine de odaklanıyor. Filmin merkezinde, o dönemde sadece 17 yaşında olan lise öğrencisi Vera Brandes yer alıyor. Genç yaşına rağmen, büyük bir caz tutkunu olan Vera, dönemin önemli piyanistlerinden Keith Jarrett’ı Köln’de bir konser vermeye ikna eder. Ancak bu yolculuk, pek çok zorluk ve aksilikle doludur: Yanlışlıkla sahneye konulan kalitesiz piyano, konserin iptal olma riski ve tüm bu kaosun ortasında bir mucizeye dönüşen The Köln Concert kaydı… The Köln Concert, caz tarihinin en çok satan solo albümü ve en çok satan piyano kaydı olurken, “Köln 75” filmi de bu ilham verici hikâyeyi sinema perdesine taşıyor. Film, 50. yıl dönümünde bu efsanevi konseri anarak hem müzik hem de tutkuyla imkânsızı başarmanın hikâyesini anlatıyor.
The Last Showgirl
San Sebastian Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü kazanan “The Last Showgirl”, Las Vegas’ın gösterişli ve ihtişamlı sahnelerinden uzaklaşan bir kadının içsel yolculuğunu anlatıyor. Eski bir dansçı olan kahramanımız, geçmişiyle yüzleşirken, yaşlanmanın ve sahneden çekilmenin getirdiği zorluklarla başa çıkmaya çalışıyor. Film, hem bireysel dönüşüm hem de eğlence dünyasının parlak ama geçici doğasına dair etkileyici bir anlatı sunuyor.
Dreams
Başrolünde Jessica Chastain’in yer aldığı “Dreams”, karmaşık bir aşk ve hafıza hikâyesi sunuyor. Film, geçmişiyle yüzleşmeye çalışan bir kadının, belirsizlikler ve duygusal iniş çıkışlarla dolu içsel yolculuğunu ele alıyor. Michel Franco, önceki filmlerinde olduğu gibi, burada da insan psikolojisinin derinliklerine inerek izleyiciye sorgulatan ve etkileyen bir anlatı sunuyor.
Eno
Her gösterimde farklı bir kurguyla sunulan bu yenilikçi belgesel, efsanevi müzisyen ve prodüktör Brian Eno’nun sanatsal evrenini keşfe çıkıyor. Yapım, gelişmiş bir yapay zeka destekli yazılım kullanarak her gösteriminde farklı bir düzenlemeyle izleyiciyle buluşuyor. “Eno”nun yaratıcı sürecini ve modern müzik üzerindeki etkisini ele alan film, klasik biyografi formatından uzak, deneysel bir yapıya sahip.
When Fall Is Coming
San Sebastian’da En İyi Senaryo Ödülü kazanan “When Fall Is Coming”, Ozon’un kendine özgü melankolik ve ironik tarzını yansıtıyor. Film, sonbaharın gelişiyle birlikte hayatlarında yeni bir döneme giren karakterlerin içsel yolculuklarını ve geçmişle hesaplaşmalarını anlatıyor. Aşk, kayıplar ve zamanın geçiciliği üzerine düşündüren film, duygu yüklü sahneleriyle dikkat çekiyor.