Eş Rolünden Anne-Baba Rolüne Geçiş



Eş Rolünden Anne-Baba Rolüne Geçiş

Bu geçiş dönemi aile bütünlüğünü tamamladığından dolayı çok keyifli bir dönem. Anne olmak, baba olmak tarifsiz mutlulukları da beraberinde getiriyor elbette ama bununla birlikte de eş olma durumunuzu askıya almanıza sebep olabiliyor. Bu özellikle de loğusalık döneminde kendini gösteren bir durum. Peki ama bu dönemde yani hamilelik sonrasında eş ilişkilerinde nelere dikkat etmeli?
Uzman Psikolog Aycan Bulut Konca konuyla ilgili bizleri bilgilendiriyor.

Eşinin içine kapandığını ve sinirli tavırlar sergilediğini gören anne, artık sevilmediğini düşünebiliyor.

Yalnızca anne kimliğine odaklanmak, cinselliği ve kadın kimliğini unutmak evliliğin temelinin sarsılmasına zemin hazırlayabilir.

Doğumdan sonra babalar da en az anneler kadar heyecan ve şaşkınlık içinde olurlar. Yaşama bu derece mutluluk katan bebek, daha önce tadılmamış birçok duyguyu da anne babanın hayatına dahil eder. Bu nedenle babalar da doğum sonrası lohusalık sürecinde birtakım değişimler yaşar. Hatta babaların önemli bir kısmı lohusalık depresyonu ile karşı karşıya kalır. Çünkü babalar da anneyle birlikte uykusuz gecelere alışmaya çalışırken, değişen hayat ve artan sorumluluklar karşısında zorluk yaşamaya başlar. Fakat babaların lohusalık sendromundan en fazla etkilenme sebebi, eş rolünden çıkılması ve anne baba rolüne geçilmesi olarak değerlendirilir.

Lohusa Sendromu Aile Yapısını Sarsabiliyor

Bocalama süreci olarak adlandırılan doğum sonrası dönemde bazı babalar diğerlerinin aksine daha gergin ve sinirli olabiliyor. Babanın agresif bir tutum sergilemesi de hassas bir dönem geçiren eşini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu da aile yapısının sarsılmasına yol açabiliyor. Çünkü eşinin içine kapandığını ve sinirli tavırlar sergilediğini gören anne, artık sevilmediğini düşünebiliyor. Bu nedenle lohusalık gibi özel dönemlerde eşlerin birbirine anlayış göstermesi ve destek olması gerekiyor. Hatta anne babalar, ebeveynlik sevincini tadarken, eş olmanın hazzını da yaşamayı unutmamalıdır. Çünkü akıllardan çıkarılmaması gerekir ki, anne baba ne kadar mutlu olursa çocuklar da o kadar huzurlu olur.

Bu Belirtiler Sendrom Habercisi Olabilir

Doğum sonrası lohusalık döneminde babanın tavır ve davranışlarında bazı psikolojik değişimlerle karşılaşılabilir. Baba, eşiyle daha az iletişim kurmaya çaba harcıyorsa, sürekli sinirli ve çekilmez bir tutum sergiliyorsa, en beklenmedik zamanlarda tartışmalar çıkarıyorsa, hatta bebeğiyle ilgilenmekten kaçıyorsa lohusalık sendromu yaşadığından şüphelenilebilir. Böyle bir durumda mutlaka bir uzmana başvurulması gerekir.

Çocuktan Önceki Eş Kavramı Çocukla Birlikte Değişir

Evlilik kavramı, ‘çocuktan önce’ ve ‘çocuktan sonra’ olarak iki ayrı dönem olarak ele alınır. Örneğin; bebekten önce çiftlerin evi kendilerine özel dizayn edilmiş olur. Ancak bebeğin doğumundan sonra evin düzeni tamamen bebeğe göre ayarlanır. Bunun yanı sıra eşler arası cinsel yaşam ve beklentiler de ciddi bir değişim geçirir. Çünkü bebeğin gelişiyle uykusuz gecelere alışmaya çalışan bir annenin tek beklentisi aktif bir seks hayatı değil, deliksiz uyku olur. Bu süreçten en fazla da babalık kavramına alışmaya çalışan eşler etkilenir. Fakat bu durumun geçici olduğu bilinmelidir ve eşler bu süreçte birbirlerine destek olmayı unutmamalıdır.

Bozulan Dengeleri Düzene Sokabilmek Çiftlerin Elinde

Bebeğin doğumuyla birlikte bozulan dengeleri tekrar düzene sokabilmek için bazı ayrıntılara dikkat etmek gerekir. Bunlardan en önemlisi, eşlerin yaşadıkları değişimleri ve alışma sürecindeki zorlukları birbirleriyle paylaşmalarıdır. Çünkü ilişki içerisinde hangi tarafın hangi konuda desteğe ihtiyacı olduğu yalnızca konuşarak dile getirilebilir. Diğer yandan bebeğin yalnızca anneye değil babaya da çok fazla ihtiyaç duyduğu akıllardan çıkarılmamalıdır. Baba, iş ve günlük yoğunluğu nedeniyle bebekle çok fazla ilgilenemese de gün içinde mutlaka ona zaman ayırmaya özen göstermelidir. Böylelikle babanın bebekle ilgilendiği sürede anne de dinlenebilme fırsatı elde edebilir. Anneler, doğumdan sonra vücutlarında yaşanan değişiklikler nedeniyle kendilerini eskisi kadar çekici bulamayabiliyor. Bu da cinselliğe karşı daha mesafeli durmalarına yol açabiliyor. Fakat cinselliğin evlilik hayatını destekleyen önemli unsurlardan biri olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır. Yalnızca anne kimliğine odaklanmak, cinselliği ve kadın kimliğini unutmak evliliğin temelinin sarsılmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca anneler kendilerine vakit ayırmayı ve kişisel bakımlarını önemsemeyi geri plana atmamalıdır.



Post a Comment